ÜZÜMDEKİ SİHİR

Morun Etkisini Göz Ardı Etmeyin...

Kurusu en çok fındığın yanına yakışır. Salatalara lezzet katar... Fareler üzerinde yapılan çalışmalarda cilt kanserini önlediği gösteriliyor. Birmingham, Alabama Üniversitesi'nde yapılan araştırmalarda fareler üzüm çekirdeği içeriği ile beslendi ve ardından UV ışığına maruz bırakıldı. Üzümle beslenen farelerde tümör oluşumu %65 ve tümör büyümesi %78 oranında daha az gözlendi. 

Bilim adamları üzümün insanlarda da işe yarayabileceğini düşünüyor. Antioksidanla dolup taşan üzüm, hücre hasarını, tümör unsuru serbest radikaller denen molekülleri, UV ışınlarının yarattıklarını, sigara dumanı ve kirliliğin meydana getirdiği etkileri ortadan kaldıran doğal bir cevherdir. Antioksidan özelliği yüksek yiyecekler tüketirseniz kanseri kendinizden uzak tutmaya yardımcı olabilirsiniz. Öyleyse üzüm özlü ürünleri bolca tüketmeye çalışın ve cildinizin onu kana kana içmesini sağlayın. Doğadaki en güçlü antioksidanlardan biri olarak görülen üzüm çekirdeği damarları yeniliyor. Yenilenen damarlar yaşlılığı geciktiriyor, böylece cildinizdeki yaşlanma belirtileri azalıyor. Üzüm çekirdeği damarların kolajen dokusunu da sağlamlaştırdığı için damar sertliği ve bu rahatsızlıkla ilgili çok sayıda hastalığı önlüyor. Kan damarları insan için hayati önem taşıyor. Üzüm çekirdeğinin en önemli faydası kan damarı onarıcı olması. Başınızdan ayak uçlarınıza kadar her dokunun kanla besleniyor olması . İncecik kılcal damarları ağı sizin yaşam hattınız. Eğer kan damarları yaşlanır, hastalanır, zayıflar, incelir ve kan sızdırırsa, sağlığınız tehlikede demektir. Üzüm çekirdeği özleriyle krem, şampuan, vücut yağı üretiliyor.


Üzüm çekirdeği ekstresi içeren kremler cildin daha genç ve canlı görünmesini sağlıyor. Cilde zarar veren serbest radikalleri önlüyor. Yapılan araştırmalarda kırmızı üzüm çekirdeğinin oksidatif strese karşı da etkili olduğu belirtiliyor. Ayrıca yapılan bir araştırma üzüm çekirdeğindeki proentosiyanidin'lerin UV ışınları nedeniyle oluşan deri tümörü gelişimini de önlediğini göstermiş. Resveratrol içeren bu meyve, kalp sağlığını koruyup bağışıklığı güçlendiriyor. Resveratrol, başta üzüm olmak üzere pek çok farklı bitkide var olan doğal bir fitoleksindir. İlk kez geleneksel Japon tıbbında uzun süre boyunca kullanılmış polyganum cuspidatum köklerinden izole edilerek kullanılmıştır. Antioksidan polifenol olan resveratrol maddesi ahududu, erik, yerfıstığı, yabanmersini gibi besinlerde bulunsa da en çok siyah üzümün kabuğundan elde ediliyor. Bu madde mantar enfeksiyonlarına ya da kanser yapıcı faktöre karşı üretiliyor. Güneşli havalarda ya da soğukta virüs ve mantarlarla savaşarak büyüyen üzümlerin kabuk, yaprak ve gövdelerinde daha yüksek oranda resveratrol bulunuyor.

Yapılan bir araştırma resveratrolün maya ve balıkların ömrünü yüzde 60, sineklerin ömrünü ise yüzde 30 artırdığı ortaya çıkmış. Araştırmalar aynı zamanda resveratrolün uzun yaşamla ilişkilendirilen SIRT1 genini canlandırdığını gösteriyor. Ayrıca bir çok araştırmalar aynı zamanda resveratrolün kroner kalp yetmezliği riskini azaltabileceği işaret ediyor. Resveratrol üzerine yapılan çalışmalar azalan trombosit kümeleşmesiyle bu maddenin damar sertleşmesine karşı da koruma kalkanı olduğunu gözler önüne seriyor. Bir başka güçlü gıda kompleksi olan ve brokolide bulunan I3C resveratrol ile mükemmel bir sinerji oluşturuyor. İkisi de kanserle ilişkili genler ve büyümeyi destekleyen hormonları bloke etme üzerindeki etkileri saptanmış.

Ürünlere ulaşmak için aşağıdaki linki tıklayınız...

http://www.saglikdeposu.net/